Mısır Bu Filme Kopuyor!

Bush karşıtı film Mısır’ı kahkahalara boğuyor
ABD Başkanı George W. Bush karşıtı ‘Afedersiniz Zor Durumdayız’ adlı komedi filmi Mısır halkı tarafından büyük ilgiyle izleniyor.
(11 Ağustos 2005 Perşembe)
Halen Mısır’da 9 sinemada gösterimde olan filmin afişinde, “Afganistan’ın Usame Bin Ladin’i, Irak’ın Saddam’ı; Mısır’ın ise Karmuti’si var” ifadelerine yer veriliyor. 3 Ağustos’ta vizyona giren film ABD Başkanı Bush’u yerden yere vururken, filmi izleyen Mısır halkı kahkahalara boğuyor.
Senaryosunu Yusuf Muatiye’nin yazdığı filmin yönetmenliğini Şerif Mandur’un yapıyor. Mısırlı ünlü komedyen Ahmed Adem’in Mısırlı kahvehane işletmecisi ve mango tüccarı Zeki Karmuti’yi canlandırdığı komedide, ticaret için Bağdat’a giden oğlununun peşine düşen Karmuti’nin başına gelenler konu ediliyor. Bir anda kendini savaşın ortasında bulan talihsiz Mısırlı, Saddam’ın talimatıyla savaşırken Amerikan askerlerince yakalanıyor ve Bush tarafından para karşılığında, Irak’a nükleer silah soktuğunu itiraf ettiği bir video kaydı yaptırıyor.
MANGO SATMAK ÜZERE BAĞDAT’A GİDEN OĞLU TUTUKLANIYOR
Halen 9 sinemada Mısır’ı kahkahalara boğan film özetle şöyle:
Kahire dışındaki piramitlerin yakınında bulunan ‘Karmuti Kahvehanesi’ni işleten Zeki Karmuti, turistlere hizmet vermektedir. John adlı bir Amerikalı turistle samimiyeti artıran Karmuti, oğlu Vahid’in çalışmak için Amerika’ya gitmek istediğini söyler ve John’dan, ABD’ye dönüşünde oğlu için bir davetiye göndermesini ister.
Bir süre sonra ülkesine dönen John, davetiye mektubunu göndermez. Bunun üzerine Karmuti, çaresiz bir şekilde “Oğlum Vahid’i hangi ülkeye göndersem?” diye kara kara düşünmeye başlar. Tam bu sırada, Bağdat’tan yakın bir dostu kendisine telefon edip yüklü miktarda mango siparişi verir. Karmuti de mangoları oğluyla birlikte Bağdat’a göndermeyi kafasına koyar, ancak savaş ihtimali ve yakında evlenecek olması nedeniyle Vahid ilk başta Bağdat’a gitmek istemez.
Sonunda bir haftalığına Irak’ın başkentine gitmeye razı olur ve burada mangoları satar. Vahid, Bağdat’taki bir kahvehanede Irak lideri Saddam Hüseyin karşıtı konuşma yapınca tutuklanır. Bunun üzerine Karmuti oğlunu bulmak için Bağdat’a yola koyulur.
BİRDEN HİÇ TANIMADIĞI SADDAM’IN YANINA DÜŞER
Zeki Karmuti sokak sokak dolaşıp oğlunu ararken Irak Savaşı patlak verir ve kendisini savaşın ortasında bulur. Bombalar yağarken Karmuti de korunmak için kendini bir kuyunun içine atar. Ne var ki, havalandırma borularından sürüklenerek kaçacak yer ararken birden Saddam Hüseyin’in sığınağına düşer. Karmuti Saddam’ı tanımaz ve onun hakkında ‘ileri geri’ konuşur. Saddam olduğunu anlayınca ise ok yaydan fırlamıştır. Saddam, Karbuti’ye silah verir ve “Git Amerikalılarla savaş” der.
Patlamalar sürerken elinde silahla Amerikan askerleri tarafından tutuklanan Karbuti, “Beni sorumlu kişiyle görüştürün” deyince, kendisini Bush’un yanına götürürler. Bunun ardından yoğun pazarlıklar başlar. Bush, Irak’a Rusya’dan nükleer silah getirdiğini ve ABD büyükelçiliklerine yönelik saldırıları kendisinin düzenlendiğini itiraf etmesi halinde Karmuti’ye büyük ödül vereceğini söylüyor. Karmuti ise Bush’tan, ödül vaadini yazılı olarak vermesini ister.
İstediğini alan Karmuti, Usame bin Ladin gibi tehdit videosu çekmek üzere, arkasında Afganistan dağları, bir silah ve takma sakalla, yönetmenliğini bizzat Bush’un yaptığı bir ‘film’ için kamera karşısına geçer.
TERÖRİST ROLÜ YAPMAYI BECEREMEYİNCE BUSH’A KIZIYOR
Karmuti, teröristlerin yayınladığı video kayıtlarında olduğu gibi bir görüntü sergilemeye çalışarak, “Dünyadaki tüm saldırılarının sorumlusu benim. Buradan, terörist arkadaşlarıma duyuruda bulunmak istiyorum. Salı günü Cuma Namazı’nın ardından büyük saldılar düzenleyeceğiz” diyor. Bush ise, “Salı günü Cuma Namazı kılınır mı?” diye çıkışıyor. ABD Başkanı Karmuti’den, ‘terörist gibi konuşmasını’ istiyor. Karmuti ise Bush’a, “O zaman sizin ‘Al Pacino’ ve bizim ‘Mahmut Milici’ gibi yapayım” diyor ve tekrar çekime giriliyor.
Karmuti rolünü iyi oynamayı başaramayınca Bush’a kızıyor ve elindeki silahı atıp, takma sakalını çıkarıyor. Bush’a, “Beni sinirlendirdiniz. Bu şekilde ben çalışamam. 10 saattir spotların sıcağında, aç susuz kamera karşındayım. Sen karşımda sandviçleri yedin. Beni hiç düşünmedin” diye isyan ediyor. Bush ise bu gerginlik üzerine film setinde sinir krizleri geçiriyor.
‘HİÇ TERÖRİSTE BENZİYOR MUYUM?’
Çekimler güç bela tamamlandıktan sonra Başkan Bush, dünya basını karşına geçip bu görüntüleri kamuoyuna gösteriyor. Bir gazeteci “Terörist başına soru sormak istiyorum” deyince Karmuti getiriliyor. Gazetecinin “Irak’a nükleer silahları nasıl soktunuz?” sorusuna Karmuti, “50 ton mango değerinde karşılıksız çeke imza atarak Bağdat’a getirdim” yanıtını veriyor.
Karmuti bunun ardından, “Biraz önce izlediğiniz görüntüler uydurma bir filmdir. Bana iyi bakın. Hiç teröriste benziyor muyum? Üzerimdekiler çöpçü kıyafeti. Bende ne arar nükleer silah. Asıl onların elinde silahlar var. Ben oyuna getirildim” diye itirafta bulunuyor. Bush ise bunun üzerine Karbuti’yi, Bağdat’taki Ebu Garip hapishanesine attırıyor. Ebu Garip’te kadın gardiyanların tacizine uğrayan Karmuti, en sonunda hapishanedeki bir Amerikan askerinin yardımıyla, tutuklu oğlunu da yanına alarak ülkesi Mısır’a dönüyor ve Vahid’i evlendiriyor.
Benzer İçerik:
- Özgürleştirilmiş Yalaka!
- Ne Olacak Bu Adamın Hali?
- Önce Soyduk Sonra Ödüllendirdik!
- Bush Fena Malzeme Oldu!
- Ata Demirer Fena Mantarladı!